Yarım Asırlık Bir İstanbul Hikayesi
Kapalıçarşı’nın tozunu yutmuş, Beyoğlu’nun kravatlı beylerine aşina bir ustalık…
1967’den beri Bağdat Caddesi’nde zamanı onarıyoruz.
BAŞLANGIÇ
3 Metrekarelik Dev Bir Dünya
Hikayemiz, bir apartmanın köşe başında, boydan boya cam kaplı, sadece 3 metrekarelik bir dükkanda başladı. İçeri adım attığınızda sizi yüzlerce saatin “tik-tak” sesi ve Arif Mert’in değişmeyen “Hoş geldiniz” tebessümü karşılardı.
Baba mesleğini devralan Arif Usta, esnaflığın adabını Kapalıçarşı’da öğrendi. Gençliği, insanların tiyatroya kravatla gittiği Beyoğlu’nda geçti. Kaliteye olan aşinalığı oradan geliyordu. 1967 yılında, henüz Bağdat Caddesi bugünkü kadar “şıkır şıkır” değilken, o buradaydı. Caddenin en eski, en köklü esnaflarından biri olarak tarihe tanıklık etti.
“Saat insanın aynasıdır. Kimisi cep saati kullanır, kimisi kol… Ama saatin ömrünü belirleyen tek şey; ona gösterilen saygıdır.”
DENEYİM
200 Yıllık Zamana Dokunmak
Arif Usta’nın tezgahından sadece modern Rolex’ler değil; 1800’lü yıllardan kalma, Fransız el yapımı antika saatler de geçti. Bazıları dükkana sığmayacak kadar büyük duvar saatleriydi; usta onları yerinde, evlerinde hayata döndürdü.
Bugün piyasayı saran taklit ürünlerin aksine, 3-4 metreden bir saatin orijinal olup olmadığını anlayan bir tecrübeden bahsediyoruz. “Müşteri sayısı binlerle ifade edilen” Saatçi Arif için en büyük değer, saatin markası değil, müşteriye gösterilen hürmettir.
Atölyemizi Ziyaret Edin