BASINDAN YANSIMALAR

İş Başka, Meslek Başka

Çetin Altan • Milliyet Gazetesi

Çetin Altan

Çetin Altan

“Türkiye’nin sıkışıklığı bir meslek sahibi olan Saatçi Arif ile, hiçbir meslek sahibi olmayan sivil bürokratları arasındaydı.”

1960-70 yılları arasında çok gençten bir adam Caddebostan’dan Şaşkınbakkal’a yürürdü. Her sabah yürürdü. Bendeniz de o yıllarda “sabah yürüyüşleri” yapıyor ve Bağdat Caddesi’nde aynı yöne doğru yürüyüp, dönüyordum.


Sonunda saptamıştım o genç adamın ne iş yaptığını. O, Saatçi Arif’di, dükkânını açmaya gidiyordu.


Türkiye’nin sıkışıklığı bir meslek sahibi olan saatçi Arif ile, hiçbir meslek sahibi olmayan sivil bürokratları arasındaydı.

Saatçi Arif bir meslek sahibiydi ve bir dükkânı var ama etkili bir payesi yoktu. Sivil asker bürokratların ise, meslekleri yoksa da “payeleri” vardı.


Aradaki keskin fark, sabahları Arif’in “resmi bir büroya” gitmemesi ve Devlet’in “Koskoca bir Deniz Asayiş Müdürü” olmaması, Bürokratların da “özel bir dükkân” sahibi olmamalarıydı.

Bir Gün Kol Saatim Duruvermişti

Bir gün kol saatim duruvermişti. Saat, sünnetimde hediye gelmiş bir İsviçre saatiydi. Doğru saatçi Arif’in dükkânının yolunu tutmuştum.

Ve o zaman yakından görmüştüm Arif’in işini nasıl sevdiğini. O, 2,5 metreküplük bir atölyede bir mikroskobun üstünde içini açıp çıkartmış altın bir kol saatinin minicikten de miniminicik çarklarını inceliyordu.


ABD’de ise NASA dairesinin uzmanları da, Uzay’daki “Merkür”, “Venüs”, “Mars”, “Jüpiter” gezegenlerini, 2 metre 15 cm. çapı olan “Hubble” teleskoplarıyla öyle izliyorlardı.


Dedem Tatar Hasan Paşa, Romanya’da yaşayan ve Tataristanlı olduğu bilinen bir “Tataristanlı” arabacının oğluydu.

Oğlu Hasan’ın, kendisinden daha “itibarlı” olması için onu İstanbul Topçu Mektebi’ne yazdırmıştı. Hasan Kıpçak da, okulun önde gelen talebelerinden biri olarak bitirmişti mektebi ve Berlin’e 6 aylığına staja yollanmış ve orada 10 yıl unutulmuş bir Alman binbaşısı olmuştu.


Hem Türk, hem Müslüman kökenli olduğu için bir Alman Generali olması imkânsızdı. Dedem de o tarihlerdeki “Erkânı Harbiye” kuruluşuna bir dilekçeyle durumu açıklamış ve İstanbul’a alınarak Topçu Okulu’na müdür yapılmıştı.


Aradaki farklar hep “Meslek ile Paye” arasındaki farklara dayanıyor. Garp’daki meslek titizliği o yüzden yok bizde. Böylesi bir sakatlık yüz yıla yakın bir süre sonra gele gele içinde bulunduğumuz duruma geldi.

Türkiye’de böylesi bir çağ dışı kalmayı öngörebilecek bir birikim mevcut değildi. Mustafa Kemal Paşa bir emir vermiş ve sizi “asrileştirmişti”.

Yazıyla uğraşmanın en iyi yönlerinden biri de, yaşamındaki gözlemler sıralandığı zaman “matrakoloji” olması…

Yazının Orijinali: Milliyet Gazetesi (21 Şubat 2014)